Avrupa’nın enerji dönüşümü ve dijital dönüşümde öncü olma hedefi kırılgan bir temel üzerinde yükselmektedir: bataryalar, yarı iletkenler, rüzgâr türbinleri ve savunma sistemleri için gerekli kritik hammaddelerde başta Çin olmak üzere bir avuç ülkeye aşırı bağımlılık. Ancak rahatsız edici gerçek şudur ki Avrupa, yalnızca kendi madencilik faaliyetleriyle kendine yeterliliğe ulaşamaz. Çeşitlendirilmiş ve dayanıklı tedarik ortaklıklarını hızla kurması gerekmektedir. Orta Asya’dan Kafkasya ve Türkiye üzerinden Avrupa pazarlarına uzanan Trans-Hazar Orta Koridoru, bu soruna yönelik en umut verici ancak henüz yeterince değerlendirilmemiş çözümlerden birini sunmaktadır. Kazakistan, Özbekistan ve komşu ülkeler; nadir toprak elementleri, lityum, krom, kobalt, bakır, tungsten ve uranyum gibi devasa maden yataklarına sahiptir — bunların büyük bölümü halihazırda çıkarılmakta, ancak neredeyse tamamı işlenmek üzere doğuya, Çin’e sevk edilmektedir. Bu oturum zorlu bir soruyu gündeme getirmektedir: bu madenlerin Avrupa ve müttefik tedarik zincirleri için yeniden yönlendirilmesi, rafine edilmesi ve güvence altına alınması için gerçekte ne gereklidir — ve bunun hızlı ve büyük ölçekte gerçekleştirilmesi nasıl mümkün olabilir?